15 Kasım 2009 Pazar

Diğerlerini Değişime İkna Etmek

Bütün hayatınızı düşünün sosyal, iş ve aile hayatınızı... Etrafınızdakilerle nasıl bir iletişim tekniği kullanmanız gerektiğini öğrenmenin tam vakti! Bütün iletişimciler! Satış temsilcileri ve pazarlama uzmanlarının bilmesi gereken hedef kitleyi etkileme tekniklerini bilmeden olamaz değil mi? Eğlenceli ve zevkli olacağına inandığım bu konuyu özellikle etkileme sanatının ustası Kevin Hogan'ın bir kişiye 8 dakika içerisinde nasıl "evet" dedirtirsiniz kitabından yararlanarak da anlatacağım. DİKKAT: Kötü niyetli insanlar benim blogumdan uzak dursun ve bu teknikleri kötü amaçları için kullanmasınlar!

1. Diğerlerini Değişime İkna Etmek

   Bu konuyu ele alma nedenim herhangi bir hizmeti, ürünü, sosyal çevredeki gerekli değişimleri ikna etmeyi öğrenmek üzere oldu. Daha önceki farklılıkları değiştirmek mi istiyorsunuz? İnsanlar değişimlere karşı her zaman olumlu düşünmeyebilirler. İşte bu noktada etkileme ve ikna etme sanatı devreye giriyor. Kaydetmiş olduğunuz etkileşimi sürekli yapabilmek için insanları gerçekten neyi istediklerini bilmek gerekiyor. Püf noktalardan biri ise bir kereliğine "evet" dedirtmek değildir. Bunu devamlı hale getiren bir süreç oluşturmak gerekiyor. Bazen insanların yaptıklarıyla bizim onlardan göstermesini istediğimiz tutum ve davranış zıt olabiliyor. Kötü alışkanlıkları olanları düşünelim.
    İnsanlar kendilerini değiştirmek istediklerinde bile, bu genellikle başaramadıkları birşeyle ilgili oluyor. (Sigara, alkol gibi) Eğer gerçekten değiştirmek istiyorlarsa bunu başarabilirler diye düşünyürosanız yanılıyorsunuz. Neden mi? Çok basit: Beyinde milyonlarca hücreyi birbirine bağlayan "otoyol" vardır. Örneğin, yürümeyi düşündüğünüzde yürüyüşe çıkıyorsunuz, içki diye düşündüğünüzde alkol alıyorsunuz. Beyniniz daima, her zaman olduğu gibi  hareket etmeniz için bir kablo ağıyla örülmüştür. Yani, yeni kablo demek yeni ağlar oluşturmak demektir.
  Yeni bir alışkanlık edinmek eskiden 21 gün diye bilinse de yeni yapılan araştırmalara göre bu durumun 5 gün olduğu ortaya çıkmıştır. Eski alışkanlıkları aşmak kolay değildir. Çünkü beyin tanıdık yol en iyi yoldur olarak düşünür ve bunu devam ettirmek ister. Bu büyük çaba gerektiren şey gerçekleştirirken beyin de yeni ağlar örmeye başlar.

İnsanlar Ne İstediklerini Biliyorlar mı?

  Değişimin kolay olmamasının ikinci nedeni ise insanların gerçekten ne istediklerini bilmemesinden kaynaklanır. Çünkü kendilerini pek iyi tanımıyorlar. Bu tam olarak ne anlama mı geliyor?
Hepimizin bilinç ve bilinçdışı pskilojisi vardır. Bu ikisi tamamen birbirinden farklı karakterlerdir. Bilinç: Hesap yapmak, karşılaştırmak ve değerlendirme yapmakla uğraşır. Bilinçdışı ise stres altında karar verir ve düşünmez yalnızca yapar.

        Bilinç                                                         Bilinç Dışı
         
    - Gelecek                                                        - Şimdi
    - Esneklik                                                        - Sert
    - Pozitif Bilgiye Hassas                                     -Negatif Bilgiye Hassas
    - Verileri Kontrol Eder                                     - Kalıpları Fark Eder
    - Tek Sistem                                                    - Çok Sistem

     Beynin bu iki farklı bölümünün kendine has özelliklerini olduğunu ve bunların genellikle birbirine zıt olduğunu bilmek gerekiyor. Son araştırmalar, başkalarına nasıl tepki göstereceğimizin tahmin edileceğiyle ilgili bazı ipuçları veriyor. Mesela kardeşini seven birinin kardeşi gibi davrananları sevme eğilimin de bulunuyor. Peki, kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Bu şüpheli bir durum. Başkaları sizi daha iyi analiz edebilir. Çünkü sizin hem negatif hem pozitif yönlerinizi açıkca ortaya koyabilir. Ancak, kişi kendini tanımladığında pozitif yönlerini daha baskın hala getiriyor. Yani, biz bir başkasını daha iyi değerlendirme yeteneğine sahibiz. Bunu en iyi yapanlar emlakçılar. Buradaki püf nokta ise, müşteriler ne istediklerini gerçekten bilmiyorlar. Emlakçılar da bu durumdan yola çıkarak müşterilerinin eğilimlerine yönelik fikirlerini sunuyor ve onları ikna etmek de daha başarılı oluyorlar.

 Kararlarımızı nasıl aldığımızla ilgili durum karanlık... Peki, cevap nedir? İnsanları size, şimdi ve gelecekte EVET demeye nasıl ikna edersiniz? Bu durumda hayal gücümüzü kullanıp tahmin yürütmek en iyi çözüm gibi gözüküyor.

DEĞİŞİM
Birçok şirket, dini lider, başkanlar ve tüm askeri liderler çoğu insanın farkında olmadığı şeyi biliyorlar. Askeriyeyi düşünün. Kışlaya varır varmaz askerlerin saçları kesiliyor. Herkesle aynı renkler ve belli standartlar... Bulunduğunuz ortam tamamen değişiyor.

     Bunların hepsi bağlılıklarınızı, davranışlarınızı ve tavırlarınızı değiştirmek için mecburi şeyler. Askeri yönetimler, savaş gibi stresli anlarda hayatta kalmanızı, dolayısıyla davranışlarınızı tahmin edilebilir ve kontrol altına alınabilir olmasını istiyor. Bu değişimlerle bunu sağlıyor. Aynı değişiklikler bazı topluluklar, şirketler ve cemaatler gibi yerlerde de insanların karşısına çıkıyor. Unutulmaması gereken bir diğer konu ise topluluk içindeki davranışlarımızı kültürel kurallar belirler. Örneğin, camide iş yerinizde davrandığınızdan daha faklı hareket edersiniz.
Siz nasıl davrancağınızı bilmezken otel yöneticileri sizi bazı davranışlara iter ve bu manada fazlasıyla para kazanmaktadırlar. Örneğin, otelde telefon kullanacaksını ancak orada fiyat 3-4 kat fazladır. Mini badan birşeyler atıştıracaksınız fakat, fiyatlar 2 katı fazladır. Film kiralama bedeli dışaırdan daha fazla olacaktır. Sizi bütün bunları kendiniz getirseniz bile mutlaka servislerden yararlanacaksınızdır ve otel yetkilileri bunu bilirler. Çünkü sizi sizden daha iyi tanıyorlardır. Çünkü davranışları çevre koşullarının tetiklediğini bilirler.

Bilmeniz gereken: Kendinizin veya bir başkasının davranışını değiştirmek istiyorsanız, yapabileceğiniz ilk şey çevre koşullarını değiştirmektir.Eğer çevre koşullarını kontrol altına alırsanız, belli davranışları öngörebilir veya şekillendirebilirsiniz. 

ÇEVRE KOŞULLARI FARKLI DAVRANIŞLAR YARATMAK İÇİN DEĞİŞTİRİLEBİLİR. 

Unutmayın! Mobilyalar, duvarların rengi insanların algılarını etkiler ve gerçek anlamda davranışlarını değiştirmede etkilidir. 
Başkalarının davranışlarını değiştirmeyi istediğiniz de bunu, karşınızdaki kişiyi öğlen yemeğine veya akşam yemeğine bir geziye götürerek yapabilirsiniz. İnsanları normlarından ne kadar uzaklaştırırsanız, yeni duruma ayak uydurmaları da o denli etkili olacaktır. Çevrenin bir konuda size evet mi yoksa hayır mı diyeceği konusunda oldukça büyük etkisi vardır. İkinci kontrol edilebilir unsur ise: GÖRÜNTÜNÜZ! Bir sonraki bölümde hangi konuyu ele alacağımı tahmin etmek çok zor olamasa gerek...

2 Kasım 2009 Pazartesi

EYVAH DOMUZ GRİBİ!


   BAŞA GELEN ÇEKİLİR Mİ?
    Haftalardır bütün haberlerde ve televizyon programlarında domuz gribiyle ilgili deli gibi yayınlanan yayınlardan eminim herkes bıkmıştır. Kabul etmeliyim, medya kamuoyu gündemini oluştururken işleri abartmıyor değil. İlk başlarda bilgi almak açısından yararlı bulsam da, artık haberleri izlemekten sıkıldım. Açıkcası, elle tutulur konular yerine 4 haftadır aynı haberleri aynı konular üzerinden işleyip duruyor ve bu durumu içinden daha da çıkılmaz hale getiriyor. Evet, karşı karşıya kaldığımız durumu hafife almayalım! Ama dört bir yandan da şu şehirde şu kadar domuz gribi burada  bu kadar domuz gribi, aşı ha geldi ha gelecek şu kadar kişi öldü kaldı haberlerine içimiz bayıldı. Kardeşim madem böyle birşey var ve milyonların öleceğinden bahsediyorsunuz o zaman acil durumu medyadan aynı şeyleri konuşarak değil de gerçekçi önlemlerle gösterseniz ya! Kabul ediyorum, artık paranoyak bir insanım. Mikrop bulaşacak diye ellerimi kullanamaz oldum. Niye mi? Medyaya kızsam da ben insanları anlamakta da güçlük çekiyorum. Örneğin, dışarda ağzı açık bir şekilde deli gibi hapşıran, öksüren, tıksıran insaları boğazlamak istiyorum! Ey sevgili basın bizi aptal yerine koyman demek ki bir işe yaramıyor. Demek insanlar kafalarına şu önlemleri alma yollarını hala sokamadılar! O zaman? Çözüm sözle anlatılamıyorsa uygulamaya geçme vakti gelmiştir. Bu noktadan sonra devlet sözde "aşı" getirmekle kalmamalı önlemlerini bir annenin çocuğuna uyguladığı biçimde almalıdır, derim ben. Nasıl mı? İnsanların, tutumlarını değiştirmeleri için kesinlikle onlara yeni bir alışkanlık kazandırılmalı! Örneğin, maliyeti belediyemiz için hiçbir şey denecek kadar az olan şu maskeleri en azından(!) otobüslerde millete takmaları için dağıtmak. Sürü psikolojisi sayesinde başarıya ulaşılabilir. Buradan özellikle büyükşehirler başta gelmek üzere bütün belediyelere sesleniyorum: LÜTFEN BU SOSYAL SORUMLULUĞU YERİNE GETİRİN! MİKROP YUVASI OTOBÜSLERDE MASKE TAKMAK ZORUNLU HALE GETİRİLSİN Kİ MASKE TAKIP KOMİK DURUMA DÜŞECEĞİNİ DÜŞÜNEN İNSANCIKLARDA BU DURUMDAN KURTULSUN! Otobüsleri dezenfekte etmekle bitmiyor bu işler...! Ortada bir gerçek var ki, her ne kadar panik yapıp paranoyakça davranmamamız gerekse de bu durumu hafife almamak gerekiyor. Ben inanıyorum ki bu olayların arkasında daha bir çok gerçek var bizden saklanan. Yüzyılın hastalıkları bitmez; kuş, domuz vs. Ne olursa olsun bunun üstesinden gelinebilir. Başa gelen çekilir deyip hiç birşey yapmamak olmaz. Tedbir bizden olsun da Takdir  "O'na" kalmış;)

25 Ekim 2009 Pazar

Erkekler neden umursamaz Kadınlar neden unutmaz?

    Hepimiz aşık olmak dolayısıyla mutlu ilişkiler yaşamak isteriz. Özellikle kızlar en küçük yaşta masum, küçük hayaller kurar ve ileride onları beyaz atlı prenslerinin beklediğini düşünürler. Her ne kadar kadın-erkek insan olup, aynı ihtiyaçları olsa da bizi birbirimizden ayıran farklılıklar oldukça fazla. Kadın- erkek ilişkileri üzerine bir konuyu ele aldım çünkü, bu konuyla ilgili gerçekten bir iletişim sıkıntısı çektiğimize inanıyorum. Genel anlamda iki tarafta hep birbirini anlayamamaktan yakınır. Peki, bunun sebebi nedir? Gerek çevremde olsun gerek kendi özel hayatımda bu tarz bir sorunun neden olduğuna dair merakımı elime geçen bir kitapla giderdim, diyebilirim. Aslında çok basit görünen sorunların ne denli bir karmaşaya sebep olduğunu şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Bu durumda olaylara bizim açımızdan baksam da karşı cinse de hak vermediğim konular olmadı değil. Açıkcası, ilk kabullenmemiz gereken şey aramızdaki fark! Hani hep beklediğimiz o gerçek aşk ve sonsuz sevgi varya işte ona bir türlü ulaşamamızın sebepleri aslında çok açık. Kısaca bahsedeceğim konular arasında daha sağlıklı bir ilişki düşünebilmek ve gerçek bir aşka kavuşmak aslında o kadar zor değil.

Peki, Nasıl Mı?
- Farkı kabul etmek! (Çocukluğumuzdan beri süre gelen yetiştiriliş, biyolojimiz, kimyamız, hormonlar, deneyimler..
- Günlük hayatınızdaki pürüzleri görmezden gelmek
-  Erkekleri her zaman duyarsız, umursamaz olarak görmeyin çünkü, onlar çoğu zaman bu durumun farkında bile değiller
- Ataerkil toplumdan bu yana gelen içgüdülerimizin varlığını kabullenmek
- Dolaylı değil doğrudan iletişim kurmak! (Bi konuyla ilgili hiç bir zaman ima da bulumayın kızlar, direk söyleyin. Sonra neden beni anlamıyor diye yakınmamak için ;) )
- Fazla bir beklenti içerisinde olmayın!
- Çok konuşmamak gerek! (Zaten anlamayana boşa kürek çekme;))

Madde halinde söylemek gerekirse, Kadınlar Erkeklerden ne Bekler?
1. Talep etmeden, moral almak
2. Özel Günleri Hatırlamak
3. Biraz düşünceli biraz da ROMANTİZM!
4. Cepte gibi davranmayan
5.Güven veren ve sözüne güvenen
6. Dürüst, çalışkan, hedefleri olan
7. Düşüncelerini yüksek sesle dile getirmekkten çekinmeyen
8. Dünyada tek olduğuna inandıran
9. Yenilgilerini paylaşabilen
10. Kendilerini dinleyen, düşüncelerine saygı duyan
11. Değişimleri ve gelişimleri takdir eden
12. Eş ve br annenin yerininin ayrı olduğunu anlayan
13. Koşulsuz sevgi verecek

Erkekler Kadınlardan ne Bekler?
1. Depresif olmayan
2. Bağımsız (Bu durum Türk erkeklerinin hepsini kapsamıyor)
3. Olayları abartmayan
4. İsteklerinin peşinden koşabilen
5. Güven veren, en iyi arkadaş olabilecek
6. Ortak ilgi alanları paylaşabilecek
7. Yeri geldiğinde kendileriyle aynı rolü paylaşabilecek
8. Her YERDE  kendine güvenen ve bu bağlamda güven veren
9. Heyecanı devam ettirebilen
10. Kendileri için çıldıran
11. İhtiyaç duyduğu her anda yanında olabilen
12. Kendi espirilerine gülen ve bunları gerçekten anlayan
13. Kendilerine ihtiyaç duyan ancak kendilerini kullanmaya çalışmayan

   Evet, iki cins arasındaki beklentiler çoğu araştırma sonrasında böyle sonuçlanmış. İki tarafta gerek fedakarlıklarıyla gerek birbirlerini anlamaya çalışarak aslında sağlıklı bir ilişki yürütebilir. Farklarımızı bilmek ve buna göre hareket etmemiz gerekiyor. Umarım bu yazıyı okuduktan sonra karşınıza gerçekten "güzel bir ilişki" yaşayayabileceğiniz birileri çıkar...